Speaker
Description
Zorunlu göç veya sürgün, tarihi boyunca farklı gerekçelere bağlı olarak insanların mekânsal olarak hareketliliğini ifade eden bir olgudur. Bu bağlamda savaşlar ve diktatörlük dönemleri, siyasal, ekonomik ve toplumsal krizlere yol açarken; zorunlu göç ve sürgün bu krizlerin sonucudur. İspanyol İç Savaşı ve ardından gelen Franco rejimi, edebiyat alanında derin bir kriz yaratmış; bu krizin beraberinde getirdiği sansür ve kısıtlamalar nedeniyle kendilerini ifade edemeyen birçok yazar, tutuklanma ve cezalandırılma korkusuyla zorunlu göçe başvurur. Bu yazarların arasında yer alan Carlota O’Neill, Fransa ve Meksika’daki uzun sürgün sürecine eserleri aracılığıyla tanıklık ederken, hem ev sahibi ülkenin yaşamına uyum sağlama sürecini hem de kişisel dönüşümünü yansıtmaya çalışır. Tarihsel olarak aynı dönemlere denk gelen ve Hitler'in 1933 yılında Üçüncü Reich'ın şansölyesi olarak atanmasıyla resmen başlayan Ulusal Sosyalist diktatörlük döneminde de birçok Alman yazar sürgüne gitmek zorunda kalır. Carlota O’Neill gibi belirgin bir siyasal görüşe sahip aktivist yazarladan Anna Seghers de Fransa üzerinden Meksika’ya gitmek zorunda bırakılır. Bu iki yazar da kendilerini kuşatan karmaşık koşullar karşısında hayatta kalma ve uyum sağlama stratejisi olarak kendi kültürel referanslarına başvurur; böylelikle tarihe kişisel deneyimleri aracılığıyla tanıklık ederler. Bu çalışmanın amacı, Carlota O’Neill’in Una mujer en la guerra de España (İspanya savaşında bir kadın) ve Anna Seghers’in Transit adlı eserlerinde, köklerinden koparılmış yazarların zorunlu olarak göç etikleri ülkelerde kimliklerini yeniden nasıl inşa ettiklerini, yazar kimlikleri aracılığıyla bu krizi nasıl aşabildiklerini ve kültürlerarası deneyimler ile sosyal çevreleri üzerinde kurdukları olası bağlantıları incelemektir.
| Keywords | savaş, zorunlu göç, kimlik krizi, Carlota O’Neill, Anna Seghers |
|---|---|
| egurlek@istanbul.edu.tr |