Speaker
Description
Bu çalışma, modernliğin krizini yalnızca tarihsel bir olay ya da düşünsel bir bunalım olarak değil, bilinç, tarih ve yaşamın eşzamanlı bir sorgulanma ve karar momenti olarak ele almayı amaçlamaktadır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan tarihsel çözülme düşünürleri bu çözülmeyi teşhise ve modernliğin yeniden ihyası tartışmalarına yöneltmiştir. Husserl’in Avrupa Bilimlerinin Krizi ve Transandantal Fenomenoloji (1934-1937) metni dönemde yalnızca bilimlerin değil Avrupa insanlığının yaşam krizine ilişkin bir çözümleme çabasıdır. Avrupa insanlığının yahut Avrupa kültürünün felsefi idesinin teleolojik ve tarihsel kaynaklara göre aydınlatılmasına yönelik bir öneri şeklinde kaleme alınmıştır. Bu sayede tamamlanmış bir fenomen olarak görülen Avrupa’nın tarihsel durumu yeniden tartışmaya açılmış ve dönemin tarihine bir “kriz bilinci” atanmıştır. Dolayısıyla fenomenolojiyle adı konulan kriz, yalnızca çözülme/gerileme değil, bilincin aktif bir inşa faaliyeti ile kendi anlam haritasını yeniden düzenleme sürecidir.
Reinhart Koselleck ise Kritik ve Kriz metninde bu fenomenolojik çerçeveyi tarihsel bir boyuta taşır. Onun için kriz, erken modern dönemde teolojik “yargı” anlamından koparak, insanın kendi üzerine tarihsel yargısına dönüşür. Bu dönüşümle birlikte “kritik” ve “kriz” birbirine eklemlenir: Kritik, modern insanın kendini sorgulama biçimi; kriz ise, bu sorgulamanın sonucunda ortaya çıkan karar anıdır. Modern özne artık Tanrı’nın değil, kendi aklının yargısı altındadır. Ancak bu özgürleşme, yeni bir aşamayı beraberinde getirir: Tarih, artık yönünü kendi tayin etmek zorundadır. Kriz, tarihi bilinçten koparıp bir nesne hâline getirirken, karar bu nesnelliği aşarak tarihi yeniden öznenin etkinliğine iade eder. Dolayısıyla karar, bilincin tarih üzerindeki kurucu yetisinin yeniden tesisi; özne ile nesnelleştirilen tarih arasındaki mesafenin, düşünsel bir eylemle aşılma denemesidir.
| Keywords | kriz, karar, fenomenoloji, Husserl, Koselleck, kritik |
|---|---|
| hokuyan@fsm.edu.tr |