Speaker
Description
Yaşlılık döneminin merkezinde, bir kişinin kayıpla nasıl başa çıktığı ve bu ruhsal görevi nasıl gerçekleştirdiği yer alır. Hem içsel hem dışsal olarak kişiye yaşamın bu ilerleyen döneminde, ölüme doğru nelerin eşlik ettiği ruhsallığını anlamak açısından önem taşır. Yaşamın son gelişimsel dönemi olarak bir kişiye zamanın kişisel anlamını sorgulatan ve yaşam boyu edinilen kazanım ve kayıplarla yüzleştiği bu dönem, tıpkı ergenlikte olduğu gibi kimlik krizini içeren temel bir meseleyi gündeme getirir. Erikson'un yetişkin gelişim teorisinin son aşaması olan “bütünlük ve bilgelik” ile “umutsuzluk” arasındaki kriz, ruhsal açıdan yaşlılık krizini tanımlar (Erikson, 1982). Yaşlılıkta bütünlük ve bilgeliğin kazanımı, kişinin hem kendi yaşam döngüsünü hem de bu süreçte önemli hale gelen insanları olması gerektiği şekilde kabul ederek ego bütünlüğünü sağlaması anlamına gelir. Ancak bunun sonucunda, birey hayatından nihai olarak sadece kendisinin sorumlu olduğunu kabul edebilir (Erikson, 1959). Yaşlılığın gelişimsel görevlerinde bedensel becerilerin zayıflaması ve kaybının kabulü, aidiyet hissi veren ve sevilen bazı eylemlerden ve nesnelerden vazgeçmek, emeklilik, sevilen yakınların ölümüyle başa çıkma, hastalıklarla yüzleşme ve ölüme hazırlanma yer alır. (Akhtar, 2020). Yaşlılık döneminde kişi ölüme yaklaşırken, yaşadığı ve terk etmek üzere olduğu dünyaya dair derin ve ikircikli olmayan bir bakış açısı geliştirebilmesi bu son gelişimsel aşamaya geçişin sorunsuz olabileceğinin kanıtıdır (Akhtar, 1994). Bu sebeple yaşlılıkta ego bütünlüğünün, yıkım ve onarım arasında ruhsal bir dengenin oluşturulabilmesi ile mümkün olacağı görülmektedir (Brearley, 2005). Yaşlılıkta, ruhsal ve bedensel bütünlüğe yönelik kayıplar ve tehditler karşısında iyi bir nesneyle içsel ve dışsal yoldaşlık sürdürebilmek bu dönemin krizlerine karşı onarım olasılığını ve iç ruhsal dengenin sağlanabileceğini göstermektedir.
| Keywords | yaşlılık, yetişkin gelişim teorisi, psikanaliz, kayıp, onarım |
|---|---|
| neval.sipahi@hotmail.com |