Speaker
Description
Neo-liberal kapitalizmin dünya genelinde hak eşitsizliklerini ve otoriteryen yönetim biçimlerini artırdığı bir dönemde, performans sanatları, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda çok boyutlu bir politik kriz sahası hâline gelmiştir. Post-truth dönemde gerçekliğin göreceli hâle geldiği, algının hakikatin önüne geçtiği bu kültürel atmosferde sanatın temsil kapasitesi ekonomik, sosyolojik ve psikolojik düzlemlerde eşzamanlı bir kırılma yaşamaktadır.
Türkiye’de pandemi sonrası dönemde sanatçıların ağır ekonomik problemlerle karşılaşması, sahne maliyetlerindeki artış ve kültür endüstrisinin ticarileşmesi, performans sanatlarında üretim ölçeğini kökten değiştirmiştir. Geleneksel tiyatro kumpanyalarının yerini proje bazlı, geçici yapılar almış; çok katmanlı kolektif anlatılar, tek kişilik ya da az oyunculu minimalist sahnelemelere dönüşmüştür. Bu dönüşüm, performans sanatlarını bir “kriz laboratuvarı”na dönüştürerek, kültürel üretimin sürdürülebilirliğini ve estetik direncini yeniden tartışmaya açmaktadır. Bu süreç, bir yandan öznel deneyimi merkezine alan yeni anlatı biçimlerini doğururken, öte yandan sanatın toplumsal eleştiri ve dayanışma potansiyelini de zayıflatmaktadır.
Bu bildiri çalışmasında doküman analizi nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Türkiye’de yaşanan değişim hakkında olgusal veriler sunulması amaçlanmaktadır. Performans sanatları gruplarının web sayfaları, çevrimiçi haber siteleri ve ödül törenleri verileri incelenerek anlatı krizine dair somut veriler oluşturulacaktır. Tüm bu veriler ışığında krizin performans sanatçıları üzerindeki çok katmanlı etkilerinin tartışılması ve post-pandemi dönemindeki çağdaş sahne anlatı krizinin estetik ve toplumsal boyutlarının görünür kılınması hedeflenmektedir.
| Keywords | anlatı krizi, narsisizm, z-kuşağı, post-truth, performans sanatları |
|---|---|
| bulent.sezgin@bau.edu.tr |