Speaker
Description
Kriz söyleminin günümüzde giderek yaygınlaşması, siyasal karar alma süreçlerinin ertelenmesine ve belirsizliğin kalıcı bir koşul olarak benimsenmesine yol açan bir risk doğurmaktadır. Bu riski tartışmaya açmak amacıyla, sunumda kriz kavramının tarih, tarihsellik ve zaman deneyimiyle bağlantısı merkeze alınmakta ve bu çerçeve Reinhart Koselleck’in düşünsel yaklaşımından hareketle değerlendirilmektedir.
Koselleck’e göre, başlangıçta tıbbi, hukuki ve teolojik bağlamlarda belirli bir “karar anı”nı ifade eden kriz, Aydınlanma’yla birlikte ahlaki düzleme taşınmış; böylece siyasal kararın ertelenmesini mümkün kılan ve bu ertelemeyi meşrulaştıran bir temsil biçimine dönüşerek modern tarihsel kavrayışın merkezî kategorilerinden biri olmuştur. Bu dönüşümle birlikte kriz, artık belirli bir döneme özgü bir kırılma noktası olarak değil, tarihsel sürecin bütününü anlamlandırmaya yönelen bir düşünme biçimi hâline gelir. Bu dönüşümün tarihsel zamanın yapısında bir ayrışma yarattığını belirten Koselleck, “deneyim alanı” ve “beklenti ufku” kavramlarıyla, krizi belirli bir anla sınırlı bir olgu olmaktan çıkararak, tarihsel anlamın üretildiği zamansal bir kesişim alanı olarak düşünmemizi sağlar. Koselleck’in bu kavramsallaştırması, geçmişin birikimi ile geleceğe dair beklentiler arasındaki mesafenin açıldığı modern tarihsel deneyimi anlamaya imkân tanırken, bu mesafenin kriz söylemleri aracılığıyla nasıl yönetildiğini ve siyasal karar alma süreçlerini nasıl şekillendirdiğini de açığa çıkarır.
Bu doğrultuda Koselleck’in kavramsal yaklaşımı, krizin tarihsel zamanın farklı katmanlarında nasıl işlediğini ve bu çok katmanlı yapının karar alma pratikleri üzerindeki etkilerini görünür kılar. Böylece Koselleck’in çözümlemesi, temsil biçimlerinin tarihsel koşullarını tartışmaya açarak kriz kavramının günümüzde üstlendiği işlevleri, farklı zamansallıklar ve düşünsel süreklilikler bağlamında değerlendirmeye olanak sağlar.
| Keywords | kriz, Reinhart Koselleck, tarihsel zaman, karar |
|---|---|
| gayitgu@gmail.com |