Speaker
Description
“Post-truth” olgusu, çağdaş tartışmalarda nesnel gerçekliğin toplumsal ve siyasî söylemdeki yerini yitirmesiyle ilgili bir kriz olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmada, “post-truth”un yeni ve istisnai bir durum değil, sosyal epistemolojinin yapısal bir sorunu olduğu savunulmaktadır. Bu iddia, “hakikat” ve “rasyonellik” avramlarına ilişkin tarih boyunca süregelen uzlaşmazlıklara dayandırılır. Bu açıdan post-truth tartışmalarında odağı, hakikatin neliğinden, “hakikatin kim tarafından inşa edildiği” sorusuna kaydırmayı önerir.
Çalışma, kavram tarihi ve sosyal epistemoloji perspektifini birleştiren bir felsefî çözümleme yöntemi izlemektedir. Buna bağlı olarak post-truth olgusu, felsefe tarihindeki hakikat ve rasyonellik tartışmalarıyla sosyal epistemolojinin bilgi, iktidar ve meşruiyet meselelerinin kesişimine yerleştirilerek incelenmektir. “Post-truth”un felsefî arka planı ve sosyal epistemolojik yapısının ortaya konulması hedeflenmektedir. Bu nedenle, kuramsal ve normatif bir çerçeve geliştirilmekte; post-truth’un somut siyasî söylemler, medya etkileri veya psikolojik boyutları gibi empirik yönleri çalışmanın kapsamı dışında bırakılmaktadır.
Argüman, nesnel hakikat-gerçeklik ilişkisinin sorgulanması ve Steve Fuller’ın post-truth’u bir epistemik meşruiyet krizi olarak ele alışının değerlendirilmesi olmak üzere iki temel eksen üzerine inşa edilmektedir. Bu iki eksen, eleştirel yolla bir araya getirilerek, “post-truth”u geçici bir kriz olarak okumanın, onu yanlış bir tarihsel istikrar varsayımı üzerinde temellendirmek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, “post-truth”u, sosyal epistemolojinin merkezinde yer alan bilgi, iktidar ve meşruiyet ilişkilerinin doğal ve sürekli bir tezahürü olarak yeniden konumlandırmayı önermektedir.
| Keywords | felsefe, sosyal epistemoloji, hakikat, post-truth, nesnellik, gerçeklik |
|---|---|
| gurkanalper@yahoo.com |