Speaker
Description
Bu sunumda, hayatlarının bir döneminde çok ciddi bir kriz durumuyla karşılaşan Osmanlı İmparatorluğu kadınlarını ele alıyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun erken modern ve modern dönemlerinde savaş, denebilir ki, günlük hayatın neredeyse alışılmış bir olgusuydu. Bunun sonucu olarak, birçok erkek sık sık evlerinden uzakta, savaşta bulunuyordu. Ayrıca, bunların birçoğunun hiç geri dönmemesi –savaş alanında ölmeleri ya da yıllar süren bir yokluktan sonra geri dönmeleri– sık rastlanan bir durumdu. Dolayısıyla, birçok kadının resmen evli olmasına rağmen fiilen yalnız yaşaması ve çoğu zaman çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kalması nadir bir olay değildi. Üstelik, en kötüsü, kocalarının öldüğünü ya da kendilerini terk ettiğini kanıtlayamadıkları için yeniden evlenemiyorlardı. Yukarıda açıkladığım konudan, yani Osmanlı İmparatorluğu’nda savaşçıların eşleri olan kadınlar örneğinden yola çıkarak amacım, tarihin ve edebiyatın birbirini nasıl tamamlayabileceğini göstermek. Kullandığım örnekler Osmanlı kadı sicillerinden ve Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı ile Kırmızı Saçlı Kadın romanlarından alınmıştır. Bu bağlamda, Pamuk’un romanlarının başlıklarındaki kırmızı rengi, krizi simgeleyen bir unsur olarak oldukça anlamlıdır. Böylece, ele alınan konu, esasen kişisel bir krizi temsil eden bir duruma –çıkışsız bir durumda bulunan ve bu durumu kendi lehine çevirmeye çalışan kadınlara– disiplinlerarası bir yaklaşımla ışık tutmaktadır.
| Keywords | kriz, tarih, edebiyat, kadınlar, Osmanlı İmparatorluğu |
|---|---|
| gsalakid@hs.duth.gr |